Görev hayatınızdan bahseder misiniz?
1992 yılında öğretmenliğe Sivas'ın Divriği ilçesinde başladım, 3 yıl Sivas Divriği İmam Hatip Lisesi'nde öğretmenlik yaptım. Sonra İstanbul'a tayin isteyip İstanbul'da 3 yıl Sarıyer İmam Hatip Lisesi'nde öğretmenlik yaptım. Ondan sonra Özel okullarda görev aldım. Özel sektörde Kâğıthane'de İstanbul Sadabat Eğitim Kurumlarında iki yıl müdür yardımcılığını yaptım. Sonrasında yine İstanbul merkezli kurulan ve Türkiye geneli değişik illerde çok sayıda şubesi olan Birikim Eğitim Kurumları'nda on yıl genel müdürlük yaptım.
Peşinden Pendik ve Fatih'te resmi okullarımızda dört yıl öğretmen olarak görev aldım. Fatih Uluslararası Anadolu İmam Hatip Lisesinde görev yaptım. Orada görev yaparken İstanbul Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne görevlendirildim. 5 yıl Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim müdürü olarak görev yaptıktan sonrada 12 Kasım 2018 tarihi itibariyle Kahramanmaraş'a il milli eğitim müdürü olarak atandım. Yaklaşık 15 ayı aşkındır Maraş'ta il milli eğitim müdürü olarak görev yapıyorum.
Tabi bunlar resmi olarak yaptığım görevler. Resmi olmayan, gönüllü olarak yapmış olduğum çok sayıda sivil toplum kuruluşunda, sosyal organizasyonda sorumluluklarım var. Bunlar özellikle gençlik, gençliğin sorunları ve çözüm yolları, aile, ailenin korunması, aile içi iletişim olmak üzere yurtiçi ve yurtdışında seminer ve konferanslar verdim. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde hem fiili olarak, hem de gönüllü olarak sorumluluklar aldım.
Özel Sektör ve Kamuda görev aldınız, bu tecrübeleriniz Kahramanmaraş Eğitimine nasıl yansıyacaktır?
Özel sektörle kamuda çalışmış olmanın büyük avantajını yaşıyorum. Özel sektörün dinamizmi ile pratikliği ile kamunun imkânlarını birleştirerek işlerden maksimum düzeyde sonuç almaya gayret sarf ediyoruz. Malum, özel sektörde bir işin nasıl yapılmayacağı anlatılmaz, nasıl yapılacağı alternatifleri ile anlatılır ve ortaya konulur. Çünkü özel sektörde nasıl yapılmayacağını, olmayacağını anlatırsanız sizi istihdam etmezler. O işi yapabilecek kişi kim ise sen git, bu işi yapan kimse o gelsin, o işi o yapar. Bundan dolayı da özel sektörde çalışan insanlar mutlaka ama mutlaka çözüm odaklı olacak, sorun odaklı değil. Nasıl olmayacağını değil, sorunları nasıl çözüm üreteceğini düşünmek zorundalar.
Ben de eğitim sektörünün içinde olmak üzere 10 yıl genel müdür düzeyinde, bunun 10 yılı eşgüdümlü olarak biraz önce bahsettiğim kurumlarda 18 yıl hem işletme yöneticisi olarak, hem eğitim yöneticisi olarak görev yaptım. Dolayısıyla daha pratik düşünme, daha pratik çözümler üretme ve yeri geldiğinde daha pragmatist çözümler üretme kabiliyeti ve becerisi bizde gelişti. Öbür taraftan da devlet kamu kurumu, kamu kurumunun kendine özgü kuralları, ciddiyeti ve imkanları var. Ama kamu kurumlarında daha çok sorumluluk almaktan kaçınan insanlarımız yoğunlukludur. Bu işin sonu ne olur diye endişe ediyor. Benim özel sektörde çalışmış olmam kamuda karar vermemi biraz daha hızlandırıyor, biraz daha cesur, biraz daha kararlı, biraz daha titiz, biraz daha sıkı ve yakından takip etme becerisi kazandırmış oldu. Doğrusu bunu da gerek daha önce görev yaptığım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüm sürecinde, gerekse Maraş'ta şimdi uygulamaya çalışıyorum ve bu uygulama sürecinde bir şeyi de görebiliyoruz, yani kamunun imkânları ne kadar geniş de olsa kamu ciddiyeti içerisinde ve kamu sorumluluğu içerisinde işleri yapmak gibi bir yükümlülüğümüz, mecburiyetimiz var. Daha geneli, herkesi düşünmek ve işin kanuniliğini dikkate almak gibi bir mecburiyetimiz var.
Özel sektörün dinamizmi ile devletin imkanlarını birleştirerek daha yararlı olmak için katkı sağlamaya çalışıyoruz. Şehrimizin gerçekten eğitim açısından geniş bir kitlesi var yani üç yüz bin civarında öğrencimiz var, örgün ve yaygın eğitimde. Onbeş bini aşkın öğretmenimiz var. Özel Öğretim Kurumları ve resmi kurum ve kuruluşlarımız ve velilerimizle beraber büyük bir kitleye hitap ediyoruz. Hemen hemen her anlayış, fikir, düşünce, yaşam biçimi, inanç grubu kitlesinden muhatabımız var, hemen hemen her evde eğitim mutlaka konuşuluyor.
Eğitim öğretimin muhatabı var, anne, baba, dede, kardeş, nine farketmiyor, bu bakımdan da eğitim hayatına bu özel sektörde çalışmış olmanın dinamizmini yukarıdan aşağıya, birlikte çalıştığım mesai arkadaşlarıma, onlar birlikte çalışmış olduğu arkadaşlarına, okullarımıza, yöneticilerimize, öğrencilerimize kadar intikal etmesi için bu tecrübeyi aktarmaya çalışıyoruz. Büyük bir kitle, kısa sürede belki bu yansımalar olmuyor, olmayacak ama uzun vadede bu yansımalar inşallah olacaktır. Bize gelen dönütler de sürecin sağlıklı yürüdüğünü gösteriyor.
Bu zamana kadar birçok şehirde bulundunuz, şu anda Kahramanmaraş'tasınız, Kahramanmaraş'ı tarif edin, anlatın dersek, ne dersiniz?
Kahramanmaraş, ismi üzerinde tek kahramanlık unvanını taşıyan şehir, gerçekten de ana sütü gibi helâl olan bir kahramanlık unvanını taşıyor Maraş'ımız. Gelirken de büyük bir heyecan ve coşkuyla geldim. Kahramanmaraş'a geldikten sonra da hani ne umdun, ne buldun? derler ya umduğumdan çok daha büyük ve önemli şeyler buldum. Sıcak bir ortam buldum, samimî bir iklim buldum, insan ilişkilerinde saygınlık buldum.
Maraş deyince benim aklıma kültür, sanat, şiir ve edebiyatın başkenti geliyor bir eğitimci olarak. Gerçekten kültür şehri, hepimizin bildiği Türkiye'nin bildiği, tanıdığı “Yedi Güzel Adam” buranın yetiştirdiği insanlar. Sadece Yedi Güzel Adam değil yüzlerce Güzel Adam'ı yetiştiren bir şehir, ama onlar bir formüle edilmiş, topluma mal edildiği için bu şekilde anılıyor. Hani üç evin ikisinden şair çıkar sözünün karşılığının olduğunu, şiir nezaketi, şiir duyarlılığı, şiir hissiyatının şehre hakim olduğunu gördüm. Yaklaşık 15 aydır şehirdeyim, gerçekten insanlar arasındaki ilişkiler, sosyal kültürel etkinliklere atfedilen değer, gerekse nezaket, nezahet kurallarının çok sağlıklı bir şekilde yaşanan şehir. Olumsuzluklara karşı kapalı kalmayı başarabilmiş şehirlerden bir tanesi, altını çizerek söylüyorum. Olumsuz unsurlardan hiç etkilenmemiş dersek, gerçekçi olmayız ama en az etkilenen şehirlerden bir tanesi, hala Anadolu nezaketi, hala Anadolu samimiyeti ve sıcaklığını bağrında bünyesinde barındıran bir şehir. Bu bakımdan da Maraş demek kültür demektir, eğitim demektir, şiir demektir, sanat demektir, güzel insanların yetiştiği, yetiştirildiği ve bundan sonra yetiştirecek olan şehir demektir. Bu bakımdan da iyilikleriyle, güzellikleriyle, güzel insanlarıyla, kültürü ile edebiyatı ile sanatı ile anılan bir şehir. Tabii ki işin kültür, edebiyat, sanat kısmının ötesinde sanayisi ile de, tekniği ile de, öbür taraftan belki doğrudan eğitimle ilintisi olmasa bile işte Maraş deyince akla gelen şeylerden bir tanesi insanların hararetini yatıştıran dondurması ile de, her şeyi, güzellikleri bünyesinde barındıran, insanlara maddî ve manevî hizmet eden güzel bir şehir aklıma geliyor.
Kahramanmaraş'ta yakın ve uzak plânda yapmak istediğiniz projelerden bahseder misiniz?
Maraş'a görev tevdi edildikten sonra geldik, çalışma arkadaşlarımızla birlikte uzun, orta ve kısa vadede neler yapabiliriz? Öncelikle bir durum tespiti yaptık, geldiğimiz günlerde de bakanlığımız 2023 eğitim vizyon belgesini açıkladı. 2023 eğitim vizyonu Ekim ayında açıklanmıştı, Kasım ayında da ben Kahramanmaraş'ta göreve başladım. Millî Eğitim Bakanlığımızın 2023 eğitim vizyonundaki belirlediği temel hedefleri gerçekleştirmek için şehrin yerel dinamikleri, yerel imkanları ile neler yapabiliriz diye oturup bütün ortaklarımızın, paydaşlarımızın katkısıyla Maraş'ta onbir ilçemizde görev yapan binden fazla katılımcı ile her seviyede öğrenci, öğretmen, yönetici ve velinin katılım ve katkısıyla 2023 eğitim vizyonu çalıştayları yaptık. Bu çalıştaylar sonucunda uzun, orta, kısa vadeli plan ve projelerimizi belirledik, ivedilikle yapılması gerekenleri öncelerdik. Orta vadede ve uzun vadede yapılması gerekenlerin takvimini oluşturduk. Tabii bunların tamamı eğitim öğretimle ilgili, eğitim öğretimin inşaatla ilgili olan kısmı var, bir de eğitim öğretimde tabiri caizse irşadla ilgili olan kısmı var, her ikisini de beraber planladık. Bu planlar çerçevesinde de şehrin imkânları, günün şartlarını da dikkate alarak uygulamaya başladık. Her geçen gün uyguladığımız planların olumlu yansımalarını görüyoruz, eksik bıraktıklarımızı da telafi etmek için gayret sarf ediyoruz. 26 ayrı projemizi gün gün yakından takip ediyoruz.
Temel amacımız şu: İlimizin Türkiye ortalamasını dikkate alarak Akademik olarak hak ettiği yere çıkmasını sağlamak. Elbette eğitimde bir günde bir şey olmaz, yani böyle gaza bastığında 180 kilometre hızla giden bir araba gibi yükselişe çıkmaz. Bugün yaptığımız, ektiğimiz tohumlar 3 yıl, 5 yıl sonra meyvesini verecek, çünkü eğitimde bir günde, bir haftada, bir ayda çok şey değiştiremezsiniz, değiştirmeye kalkarsanız da isabetli olmaz. Bu bakımdan gerçekçi programlar, planlar yapıp uygulamaya çalışıyoruz. Akademik başarıyı en üst seviyede, var olan imkânları maksimum düzeyde kullanarak artırma gayreti içerisindeyiz, şehrimizde çok sayıda sosyal, kültürel, sportif, tiyatro, müzikal etkinlik yapacağımız alanlar var. Bunların bir kısmı resmi olarak Milli Eğitim'e bağlı olan kurum ve kuruluşlar, bir kısmı ise gerek belediyelerimizde, gerek sivil toplum kuruluşlarımızda, gerekse kamunun diğer kurum ve kuruluşlarında. Öğrencilerimizin sosyal, kültürel gelişimlerine katkı sunacak bütün kurumlarla protokoller yaptık, oraların verimli bir şekilde, mümkünse ücretsiz bir şekilde öğrenci, yönetici, öğretmenlerimiz, hatta velilerimizin yararlanması için protokoller yaptık. Sosyal yönden de çocuklarımızın gelişimi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Çocuklarımızın çift kanatlı, üç boyutlu olarak yetişmelerini istiyoruz. Akademik olarak en iyi şekilde yetiştirelim ve kabiliyetlerine göre kazanabilecekleri en yüksek düzeydeki sınavlarda başarı elde etsinler. Yine beceri ve kabiliyetlerine göre sosyal, kültürel sportif müzikal tiyatro etkinliklerden biri ya da bir kaçında maharetlerini ortaya koysunlar, meşguliyet içerisine girsinler, ama en önemlisi de tam da Maraş'a yaraşır ve yakışır bir şekilde güzel insan olsunlar, iyi insan olsunlar, milli ve manevi değerlerine bağlı, memleket meselelerine duyarlı, inancı ve ideali uğrunda yeri geldiğinde gözünü kırpmadan aynen Kahramanmaraş'a kahramanlık ünvanı verildiğinde Sütçü İmam'ın yaptığı gibi gözünü kırpmadan canını ortaya koyabilecek yiğit, fedakâr insanlar olarak yetişsinler istiyoruz.
Bu çerçeveden gençlerimizin zihinsel olarak, akademik olarak başarıları kadar, gönül planlarındaki iyi insan olma ve faydalı insan olmaları için de gayret sarf ediyoruz. Bu konuda da öğrencilerimizin yetişmesi için sadece öğretmenlerimizin değil, toplumun her kesiminin desteğini bekliyoruz. Esnafımız iyi söz söyler iyi örnek olursa, aynı şekilde her kademedeki insanımızın desteği önemli. Evdeki annesinden, sokaktaki karşılaştığı arkadaşına kadar eğitimin olumlu ve olumsuz gelişmesine katkı sağlıyorlar, bu bakımdan iyi insan yetişmesi konusunda herkesten destek ve ilgi bekliyoruz.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır derler, bu anlamda çalışma tarzınızdan bahseder misiniz?
Çalışma tarzımız şu: Benim başarıyı yakalamak için yüzlerce okuduğum kitaptan çıkardığım bir formülüm var, yüzlerce kişisel gelişim, ya da başarı hikâyesi yazılı olan kitabı okudum, taradım, bunu da 5 harften oluşan bir cümle, bir kelimeye dönüştürdüm. Kısaltması; HİPUK. 5 kelimenin baş harflerinden oluşan bir formül, bunun bir kutsallığı yoktur, sadece zihinde kolay kalsın diye. Biz artık her yerde kodlama eğitimi yapıyoruz, bir kodlamaya vesile olsun diye HİPUK diye bir formülle çalışıyorum. Her ne iş yaparsak yapalım ister yönetici olarak, ister eğitimci olarak, istersek evde anne babalar olarak fark etmiyor. Uzun, orta, kısa vadeli hedeflerimizin olması gerekiyor.
Birincisi Hedef: Biz uzun, orta, kısa vadeli hedeflerimizi birlikte belirledik. Bu hedeflerin tabii ki gerçekçi, rasyonel olması lazım, uygulanabilir olması lazım, sürdürülebilir olması lazım, yani 90 -100 kiloluk bir insan 100 metreyi herkes 8 saniyede koşuyor bende 5 saniyede de koşacağım derse bu gerçekçi olmaz, gerçekçi ve uygulanabilir olması lazım.
İkincisi İnanmak: Hedeflerimizin gerçekleşeceğine %100 inanıyoruz, %100 istiyor olacağız. %100 ısrarcı olacağız, kesinlikle pes etmeyeceğiz. Bir işi başarmak için inanmak ve istemek, bitirmek için de başlamak gerekiyor. Biz hedeflerimizin er ya da geç yakalayacağımıza ve başaracağımıza inanıyoruz. Engeller olabilir, güçlükler olabilir, bu biraz süreci uzatabilir, ama asla hedeflerimizi gerçekleştirmek konusunda geri adım atmayacağız pes etmeyeceğiz, kararlılığımızı ortaya koyuyoruz.
Üçüncüsü Planlama: En iyi hedefler isteseniz bile, en güzel, en yüksek derecede inanca sahip olsanız bile, eğer ciddi bir planlama yapmazsanız, bu hedefi yakalamanız mümkün değil. Onun içinde üçüncüsü planlama. Bu planlamayı da çok ciddi bir şekilde yapmak zorundayız, gazetecilerin çok sık kullandıkları 5N 1K formülüne göre Ne yapacağız, Ne zaman, Nerede, Nasıl, Niçin, sorularının cevaplarını net anlaşılır ve gerçekçi olarak yazılması lazım. Kim yapacak dendiğinde sağa, sola bakıp adam aramaya gerek yoktur. Ben yapacağım, biz yapacağız diye bu sorumluluğu da üzerimize alıp üçüncü olarak ta ciddi bir planlama yapıyoruz.
Dördüncü Uygulama: En iyi planlamalarda kâğıtta yazım aşamasında kalırsa hiçbir şeye yaramaz. Aynen doktordan reçeteyi alıp da duvara asmak gibi olur, planı uygulamak gerekiyor. Uygulama konusunda da sıkı takip, ara rapor formülü uyguluyoruz. Uygulama esnasında sıkı takip, ara rapor formülünü uyguluyoruz.
Beşinci Kontrol: Hedefin H'si, İnanmanın İ'si, Planlamanın P'si Uygulamanın U'su ve Kontrolünde K'sı. Baş harfler birleşince HİPUK diye bir kelime, bir şifre ortaya çıkıyor. Bütün çalışmalarımızdaki temel çalışma prensibimiz, ilkemiz bu formüle uyarlayıp bu formüle göre sonuç almaya çalışıyoruz.
Kurtuluşumuzun 100. Yılında Millî Eğitim Müdürlüğü olarak ne gibi programlarınız var?
Şu anda tabi süreç devam ediyor, kurtuluşumuzun 100. yılında özellikle şehrimizin kahramanlarını, bütün öğrencilerimizin yakından sadece magazinel, sadece isim olarak değil yaptıkları işin ciddiyetini kavrayarak, hissederek tanımalarını arzu ediyoruz. Bu bakımdan da sürekli okullarımızda, şehrimize bu 100. yılı hediye eden kahramanlarımızı en iyi şekilde tanımaları için yeri geldiğinde şiir yarışmaları, kompozisyon yarışmaları, kültürel etkinlikler, onları tanıtacak filmler, tanıtacak konferanslar, tiyatrolar düzenliyoruz. Tabii ki bu arada Büyükşehir belediyemizin yapmış olduğu çalışmalara ciddi, güçlü bir destek vermek suretiyle bu süreçlere dahil edilerek 100 yıl önceki kahramanların heyecanını, coşkusunu dedelerinin yapmış olduğu kahramanlıkları, torunlarının da yüreklerinde hissetmelerini, aynı duygu ve heyecanı taşımalarını ve biraz önce de ifade ettiğim gibi yeri geldiğinde de böyle bir kahramanlığa bu şehir tekrar ihtiyaç olursa, Allah korusun hiç gözünü kırpmadan yeni Sütçü İmamlar, yeni Rıdvan Hocalar bu memleketten çıkabileceği gerçeğinin de bilinmesini arzu ediyoruz.
Sütçü İmam, 12 Şubat Maraş'ın Kurtuluşu Sizlerde ne çağrıştırıyor, Bu çerçevede öğrencilerimize velilerimize öğretmenlerimize ne mesaj vermek istersiniz?
Sütçü İmamı bugünün insanlarının en kolay, en rahat anlayacakları şekli ile ifade edelim. Ülkemiz geçtiğimiz yıllarda büyük bir felaket atlattı. 15 Temmuz hadisesi yaşandı. 15 Temmuz'daki Ömer Halis Demir'in attığı Kurşun 15 Temmuz için ne mana ifade ediyorsa, Sütçü İmam'ın attığı kurşun da bana göre aynı değeri ve aynı manayı ifade ediyor. O gün o kurşunu atmak, o cesareti göstermek, sonunda şehit olmayı ve canı ile bedelini ödemeyi gerekiyordu. O kararlılıkla o kurşunu attı ve şehadet şerbetini içti. Sütçü İmamda Maralın kurtuluşunda ilk kurşunu atanlardan oldu. Bizler de memleketimiz, milletimiz değerlerimiz, mukaddesatımız tehdit ve tehlike ile karşı karşıya kaldığında aynı Sütçü İmam dirayetini salahiyetini gösterecek nesiller yetiştirmek için çocuklarımızın kalıplarını, gönüllerini imanla coşku, cesaret ve heyecanla zihinlerini de bilgi ile beslemeye devam edeceğiz. Bu hususta ailelerimizle işbirliği içerisinde hareket etmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyorum.
Uzun Oluk dergimize bu fırsatı bize verdiği için çok teşekkür ediyorum, başarı temenni ediyorum.

