TÜRK DİYANET VAKIF-SEN 1.Olağan Genel Kurulu Büyük Katılımla Gerçekleştirildi
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Kurulu Kahramanmaraş İl Müftülüğü toplantı salonunda Büyük Katılımla Gerçekleştirildi.
Genel Kurula Kahramanmaraş il Müftüsü Abdurrahman Kotan,Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcısı Ökkeş Ferhuşoğlu,KAMU-SEN Kahramanmaraş il Başkanı Hasan Yurdagül, Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Mehmet Özer, Türk Enerji Sen Şube Başkanı Mehmet Terli,Türk Yerel Hizmet Şube Başkanı Mehmet Çağlar Engin,Din Görevlileri ve Misafirler katıldı.
Genel Kurulda Kahramanmaraş il Müftüsü Abdurrahman Kotan yaptığı konuşmada,Birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaptı,Genel kurulun hayırlı olmasını temenni etti.
Kongreye katılan Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcısı Ökkeş Ferhuşoğlu ise şunları söyledi.
"Öncelikle hepinizi Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı adına, en kalbi duygularımla, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Bugün burada yalnızca bir sendika seçimine değil; inancımıza, milli değerlerimize ve manevi yolculuğumuza yön verecek bir kadronun belirlenmesine şahitlik ediyoruz.Sayın Başkanımız Veli Dinçaslan ve Yönetimine hayırlı olsun ve başarı dileklerimizi sunuyorum "dedi.
Diyanet Vakıf-Sen Kahramanmaraş şube Başkanı Veli Dinçaslan ise yaptığı konuşmada şunları söyledi.
“Bayrak inmez, ezan dinmez, şehitler ölmez” diyen,
Vefakâr, cefakâr Türk Diyanet Vakıf-Sen sevdalıları, Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Sendikamızın 1. Olağan Genel Kurulu’na hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Cahit Sıtkı’nın dizelerindeki gibi:
“Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”diyerek,K.MARAŞIMIZ için en güzel duygularla yaklaşık 4 yıl önce çıktığımız bu yolda; 1. Olağan Genel Kurulumuzu da şanla, şerefle, alnımızın akıyla gerçekleştirmenin gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Kuruluşundan bugüne kadar vermiş olduğu, hak ve demokrasi mücadelesiyle, Türkiye’de ve dünyada saygın bir yer edinen Federasyon ve Konfederasyonumuzun kurucularını, sendikalarımızın başkanlarını, yöneticilerini ve mücadelemize ses, sesimize nefes veren bütün üyelerimizi saygıyla anıyorum.Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaşayanlara sağlıklı ve mutlu, nice yıllar diliyorum.
Konan göçecek; doğan gün, elbet batacaktır. Allah teşkilatımıza zeval vermesin diyerek, İlahi emre uyup aramızdan ayrılan dostlarımızın aziz hatıralarını bu dünya döndükçe yaşatacağız. Türk terlemeden ölmezmiş. Onlar bu teşkilat ve bu dava için terlerini sonuna kadar akıttılar. Bu millete hizmet ederken aramızdan ayrıldılar. Bu kubbede hoş bir seda bıraktılar. Mekânları Cennet, ruhları şad olsun. Biz onlardan razıydık. Rabbim de onlardan razı olsun.
Değerli dava arkadaşlarım, kardeşlerim; Sizlerle, durmak bilmeden çaba sarf ettik. İlkelerimizden taviz vermeden, her türlü fitneye karşı destanlaşan bir mücadele örneği gösterdik. Türlü olumsuzluklarda, Hatta sürgünlere rağmen, kararlılığımızı yitirmeden yolumuza devam ettik; fırtınalara karşı yılmadan dimdik durduk.Sizler, her biriniz ayrı bir onur abidesi, her biriniz ayrı bir destanın kahramanlarısınız.
Sizler, herkesin sindirildiği, korkutulduğu; mevki, makam ve menfaat vaadiyle saf değiştirmeye zorlandığı günlerde, her türlü sıkıntıya katlanarak, “Biz yalnızca Allah’ın gazabından korkar, yalnız O’nun Rahmetini umarız.“ diyen gönül erlerisiniz. Allah sizlerden de razı olsun
Sevgili Türk Diyanet Vakıf Sen ‘liler
Bu dört yıllık süre içinde, hamdolsun Her türlü Tehdit, Baskı, Şantaj, Hakaret, fitne , Soruşturma , Sürgün gibi olumsuzluklara rağmen verdiğimiz mücadelede, mevzi kaybetmeden, bir adım dahi geri adım atmadan çok alt sınırlarda olan üye sayımızı artırdık.
Burada haksızlığa boyun eğmeyip, zulme rıza göstermeyip, ailemizde yer alan ve bizim yol arkadaşımız olan üyelerimizi de unutmamak gerekir. “Selam olsun haksızlığa boyun eğmeyen Türk Diyanet Vakıf-Sen’liye” tek tek teşekkür ediyorum. Bu dönemde başardığımız birçok şey olduğu gibi yapamadıklarımız da elbette olmuştur. geride kalan zaman diliminde başardıklarımızı, yaptıklarımızı siz değerli delegelerimizin teveccühlerine bırakıyorum. Biz; kimsenin arkasına saklanmadan, Allah’tan başka kimseden medet ummadan; kimseden de korkmadan, Üyelerimizi ve memurları toplu sözleşme masasında satmadan, Memurları kimsenin kirli hesaplarına yem yapmadan, Türk milletinden başka hiç kimseye bağlanmadan gerçek sendikacılık yapmaya çalışıyoruz.
Çünkü bizim yolumuz Hak yolu, çünkü bizim yolumuz Hakikat yolu; çünkü bizim yolumuz “Bir elime güneşi, diğer elime ay’ı verseler yine de davamdan dönmem” diyen Peygamber Efendimizin (sav) açtığı Allah yoludur”.
Ufacık bir menfaat uğruna, milyonlarca memurun hezimetine göz yumanlar unutmasınlar ki “Haksızlık karşısında rıza gösterip boyun eğenler, muhakkak ki haklarıyla beraber, şeref ve onurlarını da kaybederler.”
Onlar sussun; biz susmayacağız.
Onlar dursun; biz durmayacağız.
Onlar boyun eğsin; biz boyun eğmeyeceğiz.
Onlar diz çöksün; biz diz çökmeyeceğiz.
Onlar memurları, onurlarını, şereflerini pazarlasınlar; biz ne pazarlayan ne de pazarlanan olacağız.
Kıymetli misafirler;
Mücadelemiz erdemli bir devlet, erdemli bir millet içindir. Erdemden kasıt fazilet, maharet ve liyakattir. Devleti idare edenler faziletli olacak, maharetli olacak ve devlet adamı kimliğine yaraşır, liyakat sahibi olacak.
Nisa Suresi’nde “Allah size, emanetleri, kamu görevlerini, devlet işlerini, sorumluluk gerektiren meseleleri mutlaka ehline, kabiliyetli, liyakatli, bilgili, dürüst ve güvenilir kimselere vermenizi, insanlar arasında hakem, idareci olduğunuz zaman, adaletle icraat yapmanızı, hüküm vermenizi emrediyor. Allah size ne güzel öğütler veriyor, sorumluluklarınız konusunda sizi uyarıyor.” buyrulmaktadır.
Öyleyse İlahi emirdir: İdareci devlet işlerini liyakatli kimselere emanet edecek. Adil olacak, dürüst olacak. Özü, sözü bir olacak. İdare ettiği devlete erdem katacak. Platon, “En iyi yönetilen devlet, tek bir insana benzeyen, her bir ferdinin acısını kendi acısı olarak gören devlettir.” diyor.
Öyleyse erdemli yönetici kimseyi dışlamayacak, kimseyi ötekileştirmeyecek. Her bir memuru, devletin ayrılmaz bir parçası olarak görecek. Herkesi kucaklayacak, herkesin idarecisi olacak.
Memur da erdemli olacak. Hainliğe, yolsuzluğa, hırsızlığa, haksızlığa geçit vermeyecek. Hani Hz. Ömer Halife olduğunda halka sormuştu: “Ben yanlış yaparsam beni nasıl düzelteceksiniz?”
Vatandaşlar “Seni kılıçlarımızla düzeltiriz.” Deyince, Emir-ül Müminun sevinmiş ve Allah’a şükretmişti. Yani “Ben Halifeyim, hesap vermek zorunda değilim” dememiş, halk da haksızlığa geçit vermeyeceğini ta en başında ifade etmişti.İşte erdemli devlet, erdemli millet; fazilet ve liyakat budur”.İçimizde sönmez bir kuvvet, irade ve ateş kaynağı olan millet aşkıyla mücadelemizi sürdüreceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Hep birlikte, Türkiye olacağız, hep birlikte Diyanet olacağız hep birlikte Kamu-Sen olacağız , hep birlikte Türk Diyanet Vakıf Sen olacağız, Hep birlikte Kamu Sen ve Türk Diyanet Vakıf-Sen’in önüne konulmak istenen engelleri yerle bir edeceğiz.Dilde, işte, fikirde birliğimizi muhafaza edeceğiz
“Tek devlet” diyerek, kahraman ecdadımızın mübarek emekleriyle Anadolu’da hayat bulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti ülküsünü;
“Tek millet” diyerek, binlerce yıllık mazimizde her türlü farklılığı zenginliğe dönüştürerek insanlık tarihine mümtaz medeniyetleri hediye eden Türk milleti ülküsünü;
“Tek dil” diyerek, dünyanın en saygın ve yaygın dillerinden tarihimizin, kültürümüzün ve milli değerlerimizin taşıyıcısı olan güzel Türkçe ülküsünü;
“Tek vatan” diyerek, yüz binlerce şehidimizin aziz kanlarıyla sınırları çizilmiş olan cennet vatanımız, güzel Türkiye’miz ülküsünü;
“Tek bayrak” diyerek, rengini şehitlerimizin mübarek kanından almış ve büyük milletimizin hür yaşama arzusunun simgesi olan ay yıldızlı al bayrak ülküsünü asla terk etmeyeceğiz.
Bizleri kimse doğruya doğru; yanlışa yanlış demekten alıkoyamayacak. Bizleri başarıya götürecek şey, haklılığımız, kararlılığımız, imanımız ve azmimiz olacaktır.
Biz azmimizi, kararlılığımızı,Haksızlık karşısında babasını bile karşısına alan METE HAN’ dan Zulmun merkezi olan Arap yarımadasında Tek başına zulme ve Putperestliğe karşı Allah ‘inancını tebliğ eden ve bu davada bir adım dahi geri atmayan Hz.Muhammed‘den Bizans topraklarında 250 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor.” diyen haberciye; “Endişelenme, biz de 27 bin kişilik kuvvetle onlara yaklaşıyoruz.” diyen Sultan Alparslan’dan Henüz 21 Yaşında iken çağ açıp çağ kapatan Konstantinapol ‘u İslambol Yapan Fatih Sultan Mehmetten, Sina çölünü ordusunun başında geçen Yavuz Sultan Selim den, Bir avuç silah arkadaşı ile Kurtuluş savaşını başlatıp Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Gazi Mustafa Kemal’den, Cuma namazını kılmak için Ulu camiyi dolduran cemaate, Kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir yerde cuma namazı kılmak caiz değil diyerek o paçavrayı indirip yerine al yıdızlı bayrağımızı asan Ulu CAMİ İmam hatibi Rıdvan hoca’dan, Müslüman kadının baş örtüsüne el uzatan fransız ve ermeni askerlerini oracıkta geberten ve kurtuluş savaşını başlatan Sütcü imam dan alıyoruz. Bizim azmimiz, davamızın büyüklüğünden kaynaklanıyor. Çün kü bizim davamız ilahi kelimetullah davasıdır, Bizim davamız turan dır hedefimiz Türk islam birliğidir, kızılelma dır.
Biz cesaretimizi, Afrika’dan İspanya’ya geçip, geldiği gemileri yaktıktan sonra, 7 bin imanlı er ile 100 bin kişilik orduya karşı gelip, Avrupa’yı İslam’la şereflendiren, 800 yüz yıl Avrupa’yı nurlandıran Endülüs Devleti’nin kurucusu, Tarık Bin Ziyad’dan alıyoruz. Bizim cesaretimiz; davamızın haklılığından kaynaklanıyor.
Biz gücümüzü, kudretimizi, çıplak ayaklarını çuvalla, çaputla sararak, kanayan yaralarına tuz basarak, açlıktan ağaç kabuklarını kemirerek yedi düveli dize getiren aslanlarımızdan; atacak tek bir mermisi dahi yokken; “Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir! Diyen şanlı ecdadımızdan alıyoruz. Bizim kudretimiz; damarlarımızdaki asil kandan kaynaklanıyor”.
Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak, her zaman doğruları yapmaya, doğrudan yana taraf olmaya azami özen gösterdik. “Sen doğru dur eğri belasını bulur” gerçeğinden hareketle, inandığımız doğrulardan hiçbir zaman, hiçbir şey karşılığında ve hiç kimseye karşı taviz vermedik. Çalışan, üreten, yol gösteren ve hak ettiğini alan bir sendikal anlayışla ülkemizde memur sendikacılığının kutup yıldızı olduk. Her zaman uzlaşma ve diyalog kapılarını açık tuttuk.
Türk Diyanet Vakıf-Sen’e güç veren üyelerimizin ve kamu çalışanlarının hakları için gerektiğinde asla mücadeleden kaçmadık. Hukuki, meşru ve demokratik her zemin, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in mücadele alanı oldu. Kamu çalışanlarını ilgilendiren her durum ve gelişmede tek kriterimiz, çalışanların hak ve kazanımları oldu. Savunduklarımızı ve taleplerimizi, hiçbir çıkar ve beklentinin pazarlık malzemesi olarak görmedik. İşte bu sendikal duruşumuzla da sadece üyelerimizin değil bütün toplumun ve hatta sevmeyenlerimizin dahi itimat ve teveccühüne mazhar olduk.
Türk Diyanet Vakıf-Sen, ortaya koyduğu sendikal mücadele ile adam gibi sendikacılığın adresi olmasının yanı sıra büyük Türk milletinin his ve düşüncelerine her zaman samimiyetle tercüman olması vasfıyla da milli ve manevi bir sivil toplum kuruluşu olarak tebarüz etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası ve Türk Milleti’nin yararı söz konusu olduğunda, sağımıza solumuza “Kim var?” diye bakmadan “Biz varız” diye gözümüz kapalı, göğsümüzü siper ettik.
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in milli ve manevi duruşunu, siyasal ve sosyal koşulların rüzgârları değil, töremiz ve inancımızdan beslenerek hücrelerimizin her zerresine kök salmış olan ilkeler tayin etmektedir. Dün ne dediysek bugün de aynı iddianın ardındayız, Doğu’da ne söylediysek Batı’da da noktası virgülüne kadar aynı kelamın sahibiyiz. “Bizim ilkemiz, önce ülkemiz” diyerek çıktığımız yolda siyasi saik ve talimatlar doğrultusunda değil, uğruna canımızı dahi feda edeceğimiz inandıklarımız gereğince Devletimiz ve Milletimizin yanında saf tuttuk.
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in bu tarihi ve milli yolculuğuna omuz veren, sendikamızı Türk memur sendikacılığın yol başçısı kılan sendikamızın Genel Başkanına, genel başkan yardımcılarına, Şube Başkan yardımcılarına, işyeri temsilcilerine, ilçe temsilcilerine ve gücümüzün kaynağı olan bütün üyelerimize en kalbi duygularımla teşekkürlerimi sunuyorum.
Bütün emektarlarımız şundan emin olsun ki, sendikacılığın tarihini yazanlar, bugün muhatap olduğumuz tüm olumsuzluk ve engellemelere rağmen adam gibi sendikacılığın mimarı olan sizlerden övgüyle söz edecekler. Bu takdiri, fazlasıyla hak ediyorsunuz.
sözlerime son verirken Genel Kurulumuzun tüm sonuçlarıyla Türkiye Kamu-Sen’e ,Türk Diyanet Vakıf-Sen’e ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor; sizlere, genel kurulumuzu onurlandıran tüm delegelerimize ve misafirlerimize şahsım ve Türk Diyanet Vakıf-Sen K.Maraş Şubesi adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Ne Mutlu Müslümanım Diyene Ne Mutlu Türküm diyene diyor Hepinizi Cenabı Allah emanet ediyor Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum."dedi
Divan Başkanlığını KAMU-SEN Kahramanmaraş il Başkanı Hasan Yurdagül,Yardımcılıklarını ise Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Mehmet Özer, Türk Enerji Sen Şube Başkanı Mehmet Terli'nin Yaptığı Genel Kurulda Mevcut Başkan Veli Dinçaslan ve Yönetimi tarafından hazırlanan tek liste ile seçime gidildi,Veli Dinçaslan Delegenin tamamının oyunu alarak yeniden başkan seçildi.
Yapılan konuşmaların ardından çeşitli alanlarda başarı gösteren ve emekli olan üyelere Plaket Tskdimi yapıldı.
Haber344.com / HABER - SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

