ALLAH HERŞEYE KADİRDİR
İslamiyet'i kendi zamanlarında tebliğ etmek ve sünnet üzere yaşamak için ekol oluşturmuş insanlar vardır. Günümüze mezhep,tarikat ,cemaat veya çeşitli isimler altında gelen bu ekollerin bazıları şirazesinden çıkmış olabilir.
Bazıları temel anlayışından çıkartılarak sapık söylemlerle insanları aldatma ve rant elde etme yollarına gidilmiştir.
Mezhep olsun,tarikat olsun veya cemaat olsun hiç biri saadet dönemi Peygamberimiz ve sahabe devrini temsil edemez.
Bu çerçeve içinde kendisini tarikat şeyhi,yani tarikatın büyüğü olarak telakki edenler Kuran ve Sünnet çerçevesi dışına çıkıyorsa bunlara itibar edilmez.
Kuran çerçevesi dışına çıkmadan isimlerini bugünlere kadar taşıyan tebliğ eden İslam alimleri var.
Bunlardan Mevlana, Nakşibendi,Abdulkadir Geylani,Yunus Emre,Hacı Bayram Veli,Hoca Ahmet Yesevi isimleri hemen söylemek mümkündür.
Kişisel olarak söylemleri kendilerini bağlar. Kuranı tebliğ ettiler ise İslamiyete büyük hizmettir.
Çünkü Peygamberimizden 2-3 yüzyıl sonraları yaşayan bu insanlar ellerinde ciddi kaynak olmadan büyük fedakarlıklara girmişler.
Uzun araştırmalar ve emekler sarf etmişlerdir.Gece gündüz öğrenci yani mürit yetiştirerek İslam'ın yayılmasını sağlamışlardır. Bu tebliğ vazifesini bazen bir olay üzerinde yapmışlardır.
Buna bir örnek olarak Şeyh Abdulkadir Geylani Efendinin bir menkıbesini anlatmak istiyorum.
Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerini bir gün Bağdat sokaklarında talebeleriyle birlikte yürürken yolun kenarında sızmış, üstü başı perişan bir sarhoş durdurur ve ona;
--"Ey Abdülkadir Allah Kâdir midir değil midir? Diye sorar.
Hazreti şeyh gülümser ve:
-- Evet Kâdirdir , der.
Sarhoş ikinci kez:
-- Ey Abdülkadir Allah Kâdir midir değil midir? Diye sorar.
Hazreti şeyh yine gülümser ve:
-- Evet Kâdirdir, der.
Adam üçüncü kez sorar:
-- Ey Abdülkadir Allah Kâdir midir değil midir?
Hazreti şeyh bu sefer ağlayarak secdeye kapanır ve üç sefer: Kâdirdir ,Kâdirdir,Kâdirdir, der.
Sonra talebelerine o sarhoşu götürüp yıkamalarını ve o sarhoşa ikram etmelerini emreder.
Bu değişik diyaloga şahit olan talebeler hiç bir şey anlamaz ve hazreti şeyh'e sarhoşun neyi sorduğunu ve onun verdiği cevapların manasını anlamak isterler.
Hazreti şeyh'te şöyle açıklar:
Birincide bana, Allah beni affetmeye Kâdir midir değil midir dedi, bende kâdirdir dedim.
İkinci de bana Allah beni senin yerine koymaya kâdir midir dedi, bende evet kâdirdir dedim.
Üçüncü de bana, seni benim yerime koymaya Kâdir midir dedi, bende korkumdan ağladım ve Kâdirdir Kâdirdir Kâdirdir, dedim.
Ve secdeye kapanıp Allah'a hidayet nimetini benden almasın ve âfiyetini üzerime daim kılsın diye dua ettim, dedi.
Bu menkıbede bir mesaj var. Ne oldum dememeli,ne olacağım demeli.
İçinde bulduğumuz durum bizi gurur ve kibre götürmemeli. Bulunduğumuz makam ve mevki bizi insanları hakir görmeye sebep olmamalı. İlim bizi herkesten üstün görmeye itmemeli.
Ve şunu iyi bilelim ki: Düşmez kalkmaz tek Allah'tır. Bugün sen bu durumda isen bil ki bu Allah'ın rahmetiyle hâsıl olmuştur, sen hakkettin diye değil!
Bugün seni bu duruma getiren yarın seni beğenmediğin kişinin konumuna getirmeye, onu da senin konumuna getirmeye Kâdirdir.
Bunu böyle bilip ve gereğince yaşamalı.

