cevdet @ gmail.com

 GELENEK,GÖRENEK,ÖRF VE ADATLERİMİZ 

Toplumların hayatlarında, yasalar ve dini emirler dışında gelenek,görenek,örf ve adaletler de önemli bir yer tutar.

Her toplumun veya milletlerin kendine göre gelenek,görenek,örf ve adetleri vardır. Mesela misafir ağırlamak.

Türk toplumlarında misafir tanrı misafiri olarak telakki edilir.O bakımdan misafire ikram etmek için bütün imkanlarını ortaya koyarlar.

Geçenler de çocukluk arkadaşlarımdan DSİ den emekli mühendis Mert ZOROĞLU ve emekli Maarif Müfettişi Hacı Bayram BEŞÇOCUKLU ile komşuluk ilişkileri üzerine uzun bir sohbet ettik.

Aynı mahallede büyüdüğümüz için mahallede komşuluk ilişkilerini beraber yaşadık. Tabi 50-55 sene öncesine gittik.

O zamanlar mahallede bazı evler tarhana yaparlardı.

O zaman şimdiki gibi tarhana fabrikaları yoktu. Teknoloji bu günkü gibi ileri değildi.

Tarhana yapanlar evlerinin bahçeleri yoksa evlerinin önünde sokakta pişirirlerdi.

Gün öncesinde odun temin edilir. Yoğurt alınır.Kendilerinde yoksa komşunun büyük mahsere kazanı eve getirilir sabah namazından önce evin hanımı kalkar.

Komşular imece usulü gelir. Sokağa büyük kazanlar kurulur.

Ateş yakılır. Gün doğana kadar tarhana aşı pişer. O aşlar büyük leğenlere konur soğumaya bırakılır. Komşularla birlikte dinlenmeye geçilir.Sabah kahvaltısı hazırlanır.

Çocuklar,evin erkekleri gürültü içinde şen şakrak kahvaltı yapılır.

Kahvaltıda tarhana aşı yağlanır. Komşulara tarhana aşı ikram edilir.Tarhana aşı soğuduktan sonra yoğurmaya geçilir.

Büyük ilehan denen kaplardaki aşın üzerine yeteri kadar yoğurt konur.

Üç beş kişi bir ilahande, üç beş kişide başka kaplarda tarhana yoğurur.

Küçük çocuklarda bu şenliğe katılır. Onlarda kollarını çemreyerek yoğurtlu aşı karıştırırlar. Tarhana aşı hazır olduktan sonra damlara tar dedikleri bir tezgah kurarlar.

Geniş bezlerin içine yoğrulmuş aş satırlarla taşırlar. O gün tarhana çığları komşulardan ödünç alınır. Tarhana şaptaları taşınır.

Şaptalar dama yüksek tarlara kurulur. Üzerlerine çığlar düzülür. Bezlerin içinde yoğurtlu tarhana aşı bir veya iki gün ekşimeye bırakılır.

O aş a kadar güzel olurdu ki halen tadı damağımızda. İki günün gecesinde komşu kadınları gelir.

Tarhana serme işi başlar. El ile serilirdi o zaman. Şimdiki gibi mala ile değil.Bu arada küçük çocuklarda bu zevki tatmak için uykularından kalkarlar. Tarhana topacı verirler tarhana serenlere.

O gün ikindi vakti firik olur. Komşulara firik dağıtılır.

Bizim zamanımızda evlerde misafirlere tarhana ikram edilirdi.

Meyve fazla yoktu. Bağları olanlar evine gelen misafirlere sucuk,bestil,samsa, teh ikram ederlerdi.

O zaman televizyon yoktu. Evin büyükleri hikaye anlatır, sohbetler edilirdi.

Komşuluk ilişkileri çok güzeldi. Bir hasta olduğu zaman mahallede radyo çalınmazdı.

Hasta olan evlere yemek yapıp gönderirlerdi. Cenaze olduğu zaman bütün mahalle yas tutardı.

Mahallenin insanları birbirine güvenirdi. Bir yabancı mahalleye geldiği zaman ona yardımcı olunurdu. Büyükler çocukları kendi evlatları gibi korurdu. Saygı,sevgi,dürüstlük ön planda idi.

Bütün bu yaşantı tamamen gelenekler,görenekler,örf ve adetler çerçevesinde gerçekleşirdi. Mahallede polis yoktu. Herkes güven içinde idi.

Değerli dostlarımızla buna benzer değerlerimizi yad ettik.

Ölenlerimizi rahmet ile andık. Divanlı mahallesinde böyle bir yaşantı vardı.