bunyamingokce4646 @ gmail.com

Danışıklı Dövüş” Tezinin Eleştirisi

İsrail ile İran arasında danışıklı bir çatışma olduğu yönündeki iddia, rasyonel aktör varsayımı, güvenlik ikilemi ve bölgesel güç dengesi gibi temel uluslararası ilişkiler kavramlarıyla çelişmektedir.

Bu söylem hem teorik hem de yaşamsal düzeyde tutarsızdır.

İdeolojik olarak kurulan İran İslam Cumhuriyeti, İsrail’i “gayrimeşru” bir yapı olarak tanımlamış ve dış politikasının merkezine bu karşıtlığı yerleştirmiştir.

Bu yaklaşım, sadece retorik düzeyde kalmamış; anayasal söylem, askeri strateji ve bölgesel ittifaklara da yansımıştır.

Öte yandan İsrail devleti, İran’ı varoluşsal bir tehdit olarak konumlandırmakta ve özellikle nükleer programı nedeniyle önleyici güvenlik doktrinleri geliştirmektedir.

Bu düzeyde bir ideolojik karşıtlığın “danışıklı” bir ilişkiyle uyumlu olması beklenmez.

Vekâlet Savaşları ve Asimetrik Çatışma İran’ın desteklediği Hizbullah ve Hamas gibi aktörler, İsrail ile doğrudan silahlı çatışmalara girmiştir.

Özellikle 2006 Lübnan savaşı ve Gazze’deki çok sayıda çatışma, ciddi can kayıpları ve altyapı yıkımlarıyla sonuçlanmıştır.

Danışıklı bir senaryoda bu denli yüksek maliyetli ve kontrolsüz sonuçların ortaya çıkması imkansızdır.

Güvenlik İkilemi ve Tırmanma Dinamikleri Uluslararası ilişkilerde “güvenlik ikilemi” kavramı, bir devletin kendi güvenliğini artırmak için attığı adımların diğer devletler tarafından tehdit olarak algılanmasını açıklar.

İsrail’in İran’ın nükleer kapasitesine yönelik önleyici saldırı stratejileri ve İran’ın buna karşılık bölgesel milis ağlarını güçlendirmesi, klasik bir güvenlik ikilemi örneğidir.

Bu karşılıklı güvensizlik ve tırmanma dinamiği, planlı bir iş birliğinden ziyade kontrol edilmesi zor bir rekabeti işaret eder.

Gizli Operasyonlar ve Doğrudan Saldırılar İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik sabotaj faaliyetleri ve İranlı bilim insanlarına yönelik suikast iddiaları; buna karşılık İran’ın İsrail hedeflerine yönelik siber saldırı ve füze/İHA kapasitesi geliştirmesi, iki ülke arasında fiili ve süreklilik arz eden bir düşmanlık olduğunu göstermektedir.

Bu tür eylemler, yüksek riskli olup karşılıklı güvene dayalı bir “danışıklı dövüş” ile bağdaşmaz.

Uluslararası Sistem ve Müttefiklik Yapıları İsrail, başta ABD olmak üzere Batı ittifakıyla yakın ilişkiler içindeyken; İran, kendisini bu blokun karşısında konumlandırmakta ve farklı bölgesel/uluslararası ortaklıklar geliştirmektedir.

Bu zıt konumlanma, sistemik düzeyde rekabeti derinleştirir.

Danışıklı bir çatışma, bu kadar geniş aktör ağının koordinasyonunu gerektirir ki bu pratikte sürdürülebilir değildir.

Selametle kalınız - 13nisan2026