akpinar @ gmail.com

GÜZ GELİNCE…

Zaman değişti…

Eskiden insanlar iş yapar, sonra görünürdü.

Şimdi ise görünmek, iş yapmak zannediliyor.

Birkaç fotoğraf, birkaç sahne, birkaç süslü cümle, birkaç alkış…

Sosyal medya paylaşımları, kalabalık pozları, gösterişli toplantılar…

Sanki emek verilmiş, sanki büyük işler başarılmış gibi bir hava oluşturuluyor.

Fakat zaman geçince insan ister istemez şu soruyu soruyor: “Peki sonuç ne oldu?”

Çünkü hakikat, reklamı değil neticeyi sever…

Bugün toplumun en büyük yorgunluklarından biri budur belki de…

Çok söz duydu, çok vaat işitti, çok görüntü izledi. İnsanlar artık afişlere değil, alın terine bakıyor.

Sloganlara değil, taş üstüne taş koyana bakıyor.

Çünkü toplum söze doydu; görüntüye doydu; gösterişe doydu…

Kimse kusura bakmasın; artık insanlar reklamı değil, yaşanmışlığı sorguluyor…

Siyasette de böyledir, dostlukta da böyledir, aile hayatında da böyledir…

Dışarıdan bakarsınız; her şey mükemmel görünür.

Sosyal medyada tebessümler, şatafatlı kareler, kusursuz hayat tabloları…

Ama perde kapanınca bir de bakarsınız ki huzur gitmiş, muhabbet bitmiş, güven kaybolmuş.

Demek ki görüntü başka, gerçek başkaymış…

İşte bunun için Anadolu insanı bir ömürlük bir söz bırakmış bize:

Gurkun cücüğü güzün sayılır.”

İlkbaharda gurk tavuk civciv çıkarır.

İlk gün bakarsınız kümes cıvıl cıvıldır.

Her taraf hareket, her taraf canlılık…

Fakat köylü bilir ki hemen sevinilmez.

Çünkü birini kurt kapar, biri hastalanır, biri kaybolur. İşin hesabı hemen yapılmaz.

Güz gelsin, o zaman bakılır kaç tanesi gerçekten ayakta kalmış…

Hayat da böyledir…

Başlangıçta çok görünmek marifet değildir. Çok konuşmak meziyet değildir.

Her yerde fotoğraf vermek, her sahnede görünmek, her gün reklam yapmak başarı değildir.

Asıl mesele; vakti geldiğinde ortaya ne koyduğundur… İnsanların hayatına ne kattığındır… Eser bırakıp bırakmadığındır…

Çünkü bağıran değil, çalışan kazanır…

Tohum toprağın altında sessiz büyür. Ağaç gürültüyle değil sabırla yükselir. Arı reklam yapmadan bal üretir. En bereketli işler çoğu zaman sessizlik içinde olgunlaşır…

Bugün bir başka hastalık daha var: Gösteriş toplumu…

Herkes görünmek istiyor ama az kişi yük taşımak istiyor. Herkes alkış almak istiyor ama az kişi fedakârlık yapmak istiyor. Herkes vitrinde olmak istiyor ama perde arkasında ter dökmek istemiyor. Oysa gerçek başarı; alkışlar sustuktan sonra da ayakta kalabilmektir…

Zaman çok adil bir hakemdir…

Bugün alkışlanan nice isimler yarın unutulur. Sessizce çalışan nice insanlar ise vakti gelince yaptıkları işle konuşulur. Çünkü hakikat acele etmez; ama mutlaka ortaya çıkar…

İnsan işini sağlam yapmalı… Hedefi olmalı insanın… Gürültüyle değil, gayretle yürümeli. Her gün kendine şu soruyu sormalı: “Bugün hedefime bir adım daha yaklaştım mı?” Çünkü büyük işler bir anda olmaz; sabırla, planla, emekle olur…

Kimse görmese de çalışmak gerekir. Alkış olmasa da gayret etmek gerekir. Çünkü görünmek için çalışan yorulur; ama hedef için çalışan yol alır…

Hayatın değişmeyen bir kanunu vardır: Çalışan kazanır… Sabreden kazanır… Hedefe odaklanan kazanır…

Bugün sessiz kalan, yarın eserleriyle konuşur. Bugün küçümsenen emekler, yarın büyük neticelere dönüşür. Çünkü başarı; çok konuşanların değil, istikametini kaybetmeden yürüyenlerin nasibidir…

Ve unutulmamalıdır ki; güz geldiğinde reklam değil, netice konuşur…

Mehmet Akpınar
1 Haziran 2026