cevdet @ gmail.com

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE ÜNİVERSİTELER

KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ sivil toplum kuruluşları ile bir çalıştay düzenledi.

Bu çalıştaya bir kısım sivil toplum kuruluşu katıldı. Ben de TEBESSÜM EĞİTİM VE KÜLTÜR derneği adına söz aldım.

Öncelikle şunu teslim etmeliyim ki KSÜ nün bu çalıştayı düzenlemesi pandemi döneminde taktire şayan.

Kahramanmaraş'ta ikinci üniversitemiz de açıldı. Bir bakıma iyi görünüyor ama,diğer bir bakışla akademik güç dağılıyor ve etkisini azaltıyor gibi geliyor bana.

Yani hali hazırdaki KSÜ güçlendirilse daha mı iyi olur diye düşünmeye başladım.

Bulunduğumuz zamanda gerek şehrimiz ,ülkemiz ve dünya zor günler geçiriyor.

Bu salgın hastalık virüsü çok canları yaktı. İnsanların sosyal bağlarını kökünden kopardı.

Anayı evlattan,torunu dededen ,arkadaşı dostundan, cemaati camiden uzaklaştırdı.
KSÜ nün değerli rektörü sayın Niyazi CAN bey açış konuşması yaparak önemli noktaları işaret etti.

Sivil toplum kuruluşlar perspektifinden üniversite nasıl görünüyor.Bunun fotoğrafını çekmek istedi.

Sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri görüşlerini aktardı. Ortak bakış üniversitelerimizin halkın içinde yer alması,yapılacak sosyal çalışmalarını halka yansıtması gerekir düşüncesi ön plana çıktı.

Öğrencilerin tam olarak memnun olmadığı ortamların, kulüp çalışmalarının desteklenmediği gibi değerlendirmeler aktarıldı.
Üniversiteler büyük paralarla yönetildiğini hepimiz biliyoruz.

Bu paraların milletimizin cebinden çıktığı da bir gerçek. Bu bağlamda üniversiteler üretim ve buluşlara yoğunlaşmalı kanaatimi sürdürmekteyim.

Üniversitelerin dünya sıralamalarında yer alması imza attığı patentle değerlendirildiğini biliyoruz.

Çok büyük emek ve kaynaklarla kurulan üniversitelerimizin hem bulunduğu şehre,hem ülkeye hem de dünya insanlığına bırakacağı bir eseri olmalı diye düşünmekteyim.

Üniversiteler ülkelerin kalkınmasında önemli bir yeri vardır. Bu bağlamda bilim insanlarımız ülkemizin önünü açmakta birinci derece de sorumlu olduğu kanaatini taşımaktayım. Yani hem bulunduğu şehre,hem de ülkesine adeta lokomotif vazifesi yapmalı…

Ayrıca lokal olarak bulunduğu şehrin kültürel, tarih ve ekonomik alanlarda sorumluluk üstlenerek hem kamu yöneticilerini hem de sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmeli.

Tıp fakültesinde yetiştirdiğimiz hekimlerimizi toplumla iç içe çalışmalar ortay koyacak ve halk sağlığını iyileştirme hususunda çalışmalar yapmalı.

Çevreci bir bakış açısını öne alarak şehrin tüm alanlarında farkındalık yaratacak etkinlikler yapılmalı.

İlahiyat fakülteleri müfredata dayalı eğitim sistemi anlayışı dışında bir tebliğ elamanı olarak halkın arasına girmeli.

Aynı zamanda sadece Kuranı ,dini Arapça versiyonu ile değil,yaşayan Türkçemiz ile dini bilgiler topluma yansıtılmalı.

Genel manada İlahiyat Fakültelerinden Kuranı okuyup anlatan bir din görevlisi yetiştirilmeli. Bence Kuranı konuştuğumuz dil ile mealen okuyamayanlara diploma verilmemeli…Yani Kuran anlamı ile topluma yansıtılmalı.

Sayın Rektörümüz Niyazi CAN beyin ifade ettiği gibi istihdam edilecek akademik personel de liyakat ve ehliyete birinci derecede önem verilmeli.

Zeki ,buluşları olan,düşüncesi olan elemanları üniversitelere çekmeli.

Sanayicilerimiz, çiftçilerimiz bilimsel çalışmalarla desteklenmeli. Doğal sebze ve meyve ile tohum yetiştiriciliği bilimsel olarak desteklenmeli.

Her şey insan için düşüncesi göz önünde tutularak çalışmalar sürdürülmeli. Akademisyenlerimiz işin heyecanını yaşamalı.

Ülkenin kalkınması için gecesini gündüzüne katmalı. Uykuları kaçmalı.

Gelecek nesillerimize olan borçlarımı nasıl öderim düşüncesini aklında tutmalı.

Ülkenin kalkınması ve büyümesi için çalışmak vatan için ölmek kadar şereflidir.