MİRACIN HEDİYESİ, NAMAZ
İslam inancına göre; Hz.Peygamberimiz, Miraç gecesi, Allah'ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde Mescid-i Aksa'dan, semaya, ve ilahi huzura yükseldi.
Hz.Peygamberimiz semayı 7 kat dolaşmış , yolculuğunda “Burak” adlı binekle seyahat etmiştir ve Yüce Allah’tan vahiyler almıştır.Dönüşünde de ümmetine hediyeler getirmiştir.
Miracın hediyelerinden bir tanesi Allah’a şirk koşmayan kişilerin günahlarının bağışlanıp sonunda da cennete gideceği müjdesinin verilmesi ve "Âmenerrasulü" diye başlayan Bakara suresinin son iki ayeti dir.
Bir diğer hediyesi de Miraç gecesinde Hz. Peygamberimize ve ümmetine namaz ibadeti hediye edilmiştir.5 vakit namaz bu gecede farz kılınmıştır.
Rivayetlere göre Hz. Muhammed'in kalbinin temizlenmesi, Cebrail eşliğinde Mescid-i Aksa'ya gidiş (isra) bu gece de olmuştur.
Burak’a binmesi peygamberlere namaz kıldırması, muallak taşından göğe yükselme, Allah ile konuşmalar, gök katlarında diğer peygamberler ile görüşmeler, cennet ve cehennemi görme bu gecede olmuştur.
Mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının yirmi yedinci gecesi Miraç Kandilidir.
Bizler, asırlardır bu gecede Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in İsrâ ve Miracını yâd eder, Yüce Rabbimizin kullarına ikram ettiği müjdeleriyle seviniriz.
Miracın hediyesi olan, hayatımıza anlam katan, kalplerimize huzur veren namaz bu gecede farz kılınmıştır. Namaz, İslam’ın beş temel esasından biridir.
Tekbirle başlayıp selamla sona eren; aklımızın, kalbimizin, dilimizin, hâsılı bütün bedenimizin Rabbimize yöneldiği eşsiz bir ibadettir.
Namaz, Tüm farklılıkları ortadan kaldırarak inananları Allah’ın huzurunda bir tarağın dişleri gibi eşitleyen, onları omuz omuza bir araya getiren kulluk vazifemizdir.
Beş vakit namaz, kazaya bırakılacak, sonra kılarıma bırakılacak, ertelenebilecek, bir ibadet değildir. Zira namazsız Müslümanlık olmaz.
Müslüman namaz kılar, namaz da insanı insan kılar. Bir kişinin hayatında geçirebileceği en kıymetli vakit, namazdır.
İnsanın Allah’a en yakın olduğu vakit secdededir. Secde de namazın içerisinedir.
Namazsız geçen bir ömür, ziyan edilmiştir.
Dolayısıyla Müslüman, dinen geçerli bir mazereti bulunmadıkça namazını terk edemez, ‘Sonra kılarım!’ düşüncesiyle kazaya bırakamaz.
Peygamber Efendimiz(s.a.v) “Namaz dinin direğidir.”[1] buyurarak konunun önemine dikkat çekmektedir.
Ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazını da özenle kıl.
Çünkü namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar..”[2] Şayet namaz kıldığımız halde kötülüklerin esiri olmuşsak; O zaman kalbimizi, kazancımızı ve hayatımızı Kur’an ve sünnete göre yeniden gözden geçirmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Kalk ya Bilâl!
Bizi namaza çağır! Namazla bizi ferahlat!”[3] buyurmuş, hayatın yoğunluğunun ancak namazla hafifleyeceğini ümmetine hatırlatmıştır.
Yüce Rabbimizin, "Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya devam et.”[4] emrine uyarak, çocuklarımızı ve gençlerimizi tatlı dil, güler yüz ve sabırla namaza alıştıralım.
[1] Beyhaki [2] Ankebut, 29/45 [3] Ebu Davud [4] Tahâ. 20/132

