65 YAŞ ÜSTÜNDEKİLER
Bizler ilkokulda Yurt Bilgisi, Orta Okulda Adab-ı Muaşerat, Lisede mantık, Sosyoloji ve Felsefe okuyan bir nesiliz.
Bizler ilk, ortaokul ve liseyi karne notu kaç olursa olsun bitirme sınavına girerek mezun olmuş bir nesiliz.
Bizler orta okul ve lisede her dönem üç yazılı en az bir sözlü imtihanı olan nesiliz.
Bizler anasına koca-karı, babasına moruk demeyen, ebeveynini huzur evi( bakım evi) ne terk etmeyen nesilleriz.
Biz yakın dostuna, komşusuna, hısım ve akrabasının cenazesine bahane uydurup gitmeyen nesil değiliz.
Biz her şeyden sorumlu tutulan, kendine güvenen, sevgiyi-saygıyı hak eden, vefa duygusunu yerine getiren nesilleriz.
Biz bugün mahalle terbiyesini alan, büyüleri sayan, küçükleri seven nesilleriz. Büyüklerimizi ve öğretmenlerimizi arayarak hatırlarını soran nesiliz.
Biz mahalle çocukları ile geç vakte kadar misketi, çemberi, uçurtmayı, birdirbiri, üç ve dokuz taşı, topacı(deveme), saklambacı ceviz(yüksük) oyununu, kovalamacı, ip atlamayı, yakar topu oynayan bir nesiliz.
Dışarda yemek yemenin çok nadir olduğu, yemek yerken ağzı şapırdatmanın ayıp olduğunu bilen, ekmeğini paylaşan nesilleriz.
Biz her sabah ailecek aynı leğendeki çorbaya kaşık sallayan, bir sofra etrafında topluca yemek yiyen nesilleriz.
Ana ve babamızın bizi okula götürüp öğretmene eti senin kemiği bizim diye teslim ettiği, öğretmenlerin bu emaneti koruduğu, kulaklar çekildiği zaman öğretmeni ana ve babamıza şikayet edemeyen, öyle durumlarda babadan da azar işiten nesiliz.
Günümüzde duyduğumuz, haberlerde dinlediğimiz. Öğretmenin öğrenciye bir fiske dahi vuramadığı, aksi takdirde anne ve babaların ailecek okul basıp sen bizim çocuğun psikolojini nasıl bozarsın diye öğretmen döven, yaralayanlara şahit oluyoruz.
O zamanımızdaki lise mezunlarının okul disiplini ve eğitim kalitesinden dolayı öğrencilerin çok başarılı olduğu bir neslin çocuklarıyız.
O nesil öyle yetişti ki, Büyüklerini sayan ,küçüklerini seven, öğretmenlere saygı gösteren, saygıda kusur etmeyen nesillerdi.
Bin yıllık Türk-İslam geleneğini, göreneğini süzgecinden geçiren, Mili ve manevi değerlerine sahip çıkan bu nesil benimsenmeli ve göz ardı edilmemelidir.
KİM DEMİŞ ;
Unumuzu elemiş, eleğimizi duvara asmış iken, iki otuzu devirip, altmışını aşmışken, feleğin çemberinden yüz akıyla geçmiş, derdi kederi, tam ardımızda almışken,Nereden çıktı bu yaşlılık ?
Oysa biz emek verip ,hesap verip, bin bir zorlukla Hayattan yaş aldık.
Kim demiş yaşlandık ? Gönlümüze girip baksalar, ruhumuza bir hâl- hatır sorsalar,saçımızdaki akları yaşanmışlıktan saysalar,
Sahi kim demiş ? Bizler yaşlanmışız! Bedelini ödeyip Hayattan yaş almışız...
Mustafa KALLİ
21.11.2025

