GENÇLER ! TOPARLANSAK MI ARTIK
Evet, bu çağın gençleri.
Görünürde her şeye sahipler:
Maddi imkânlar, teknolojik kolaylıklar, özgürlükler, sınırsız bilgiye erişim...
Ama yine de ağızlarını açınca çok eksikleri var , memnuniyetsizlik, bir doyumsuzluk hâkezâ.
Her şey ellerinin altında ama tatmin değil, çoğu zaman öfke, kırgınlık, saldırganlık ve şikâyet var.
Bu çelişki, biz anne babaları da hayal kırıklığına uğratıyor. Öyle bir nesil ki; istediği hemen olsun istiyor.
Olmayınca sesler yükseliyor, tavırlar değişiyor, hatta kimi zaman çirkinleşen bir üslup bile ortaya çıkabiliyor.
Sosyal medyanın etkisiyle gerçeklik algıları bozuluyor. Hayat, bir “story” kadar gösterişli, bir “like” kadar değerli hale geliyor.
Empati, fedakârlık, sabır , saygı, vefa gibi kavramlar ikinci plana itiliyor.
Yerine ne mi geliyor?
Bencillik, anlık haz, yüzeysellik.
Kısaca: İnsanlıktan uzaklaşan davranış kalıpları.
Peki bu çocuklar neden bu hale geldiler? İşte burada dönüp kendimize bakmamız gerekiyor.
Biz ebeveynler, belki de “biz yoklukta büyüdük, onlar eksik kalmasın” diyerek her istediklerini verdik.
Ama unuttuk: Her şeyi verdiğimizde, çocuk çaba göstermeyi öğrenmedi.
Emek vermeyince değer de bilmedi. Sınır koymadık, çünkü “üzülmesin” dedik.
Ama sınırın olmadığı yerde karakter gelişemedi. Sabrı öğretmedik, çünkü her şeyi kolaylaştırdık.
Oysa sabır, insanı olgunlaştıran en temel öğretiydi.
Sosyolojik olarak bakarsak, birey olmayı yanlış anladık.
Birey olmak, bencil olmak değil; sorumluluk alabilmektir.
Psikolojik açıdan, doyumsuzluk; sürekli dış uyaranlara bağlı bir tatmin arayışıdır.
Sosyal medya bu tatmini geçici ve sığ bir şekilde sağlarken, derin bağ kurma yeteneğimizi körleştirdi. Dini açıdan baktığımızda insanın nefsine her istediğini vermek , onu terbiye etmeyip daha da azmasına ,hırçınlaşmasına sebep olmaktadır. Oysa Kur’an, nefsin arzu ve tutkularının dizginlenmesini öğütler. Hadis-i şerifte buyurulur: “Zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.”
Bu gönül tokluğunu öğretmekte eksik kaldık gençlerimize. Ancak…
Tüm bu karamsar tabloya rağmen hâlâ bir umutluyuz.
Çünkü bu gençliğin genlerinde, mayasında güzellikler var
Buna tüm kalbimle inanıyorum ki İnsan olmanın yüceliğini, vefayı, sadakati, paylaşmayı yeniden hatırlayacaklar.
Belki biraz geç, belki acılarla… ama mutlaka fark edecekler. Onların içindeki iyiliğe ulaşmak için sevgiyle, anlayışla, rehberlikle yaklaşmamız gerekiyor. Hatırlayalım ki; Tohum, doğru zeminde filizlenir.
Biz yeter ki toprağı hazırlayalım…
Bu yüzden gençliğimizi yeniden kazanmak için köprüler kurmalıyız.
Onları sadece eleştirerek değil, anlamaya çalışarak , empati yeteneklerini ,farkındalıklarını ortaya çıkarmalarına yardımcı olarak bu işe başlayabiliriz.
Gençler ; sizlerde bir ömür ergen kalmak istemiyorsanız kendinize değer verilmesini istediğiniz kadar tüm sevdiklerinize de değer vermeyi öğrenmeniz birlikte hayatın bütünlüğünü bozan davranışlardan da uzaklaşmanız gerekmektedir…
Sevgiyle kalın.
Fatmagül TANIŞ 2025


